sessizlikten hep.
[Flash 9 is required to listen to audio.]

dünya elime bir geçse, o kadar yorulmuş olacağım ki; insanlarının arkasını toplamaya çalışmaktan, ona hazırladığım tüm cümleleri unutacağım.

tüm suçlar zaman aşımına uğrayacak.

tüm kötüler serbest kalacak.

iç yüzümüzde başrolleri iki kişi paylaşacak.

dudaklarımız aralandığında konuşan biz değil gurur ve gösteriş,

sevdiğimizle sevişen bir başkası olacak.

egomuzu besleyen tüm mide bulandırıcı yiyecekleri,ihtişamlı bir sunum ile önümüze getirdiğinde,

kendi acı çığlıklarını duymayacak,kıvranışlarını hissetmeyecek,

tek hissettiğin dünyanın değil insanların ve sahteleşmiş bizin ikimize yaşattıkları olacak…

34 notes (5,579 plays), January 16, 2012

trafikvardi asked: google'a tumblr yazınca sen çıkıyorsun

8 notes, January 11, 2012

[Flash 9 is required to listen to audio.]

susuyordum, gözlerinin derinliklerine dalıp ne düşündüğümü anlar diye kafamı çevirene dek . arkasında gizlediğim korkuları, endişeleri, hüznü anlamasın diye çabalarken, istemsiz yanaklarını ıslatan tek bir damlayla onca çaba dalgaların kumdan kaleleri yıkması gibi darmadağın oluyordu..

tasarladığım hiç bir cümle doğru çıkmıyordu dudaklarımdan. “seni seviyorum”lar, “daha fazla yürümüyor” lara, “özür dilerim”ler , “bir şeyler eksik” lere dönüşüyordu. 
kızgın kumlara basmak gibi nasıl yakıyordu ince ince.
hastalıklıydım belkide.anlaşılamamamı bunun getirdiği hırçınlığı insanlara bedel ödeterek atıyordum gözeneklerimden.  
her neyse diyordum yine …
“Herkesin öyle bir hikayesi yok muydu? Başlayıp da bitiremediği. Çünkü kimsenin dinlemediği… İçine atmak diye bir şey varken, anlatmaya ne gerek vardı?” 

31 notes (3,930 plays), December 24, 2011

[Flash 9 is required to listen to audio.]

neden karanlık bu kadar rüyalar? neden tam olamıyor kafamda insalar ya da neden susuyor düşler mutlu olmak istediğim zamanlar.

okyanusta bulduğum kayıp tekneler küçük bir meltemle alabora oldular.
şu insanlar “çoktular ama hiç yoktular”.
peki seni neden umursasınlar?
uçlar; zirveler ve dipler.
bedensiz duygular,kafasız ifadeler,
nereye baksan hipnotize ölüler..

94 notes (4,536 plays), November 22, 2011

[Flash 9 is required to listen to audio.]

metropolün  işlek caddelerinde birtakım heykeller, ya da o yer aklına geldiğinde kafanda belirecek ilk nesne; bir havuz, bir ağaç veya bir mekan olur.
bir insan için ise kafanızda o insanla ilgili ilk canlanan; bıraktığı izlerdir.en çok canınızı yaktığı ya da sizi en mutlu ettiği anlar.
ya bir mide bulantısı ya da dudaklarınızda beliren kıvrımlar.
böyledir bu.

nasıl ki şehirler sadece seyrediyorlar, tepki veremiyorlar bizlere,

nasıl kucaklayıp ev sahipliği yapıyorlar yaşanmışlıklara,
bizler de farklı bedenlerde aynı şeyleri yaşıyoruz.bir şehrin göbeğinde dans ediyor, ağlıyor, tüm insanlara lanet ediyor, tüm yaptıklarına rağmen yine onlarla yaşıyoruz.
duvarlarımız ebedi olmuyor ya da bahçelerimizin tadılmamış yasak elmaları…
sevgilerimiz nefretlerimiz tek kişilik yaşanmıyor,
terk edilmiş hayalet bir şehir olmak istemiyoruz,
sokakta oynayan çocukları perdenin ardından izlemeyi…

21 notes (2,811 plays), November 2, 2011

mantuss:

Hayatı siyah beyaz görmeye başladığım günlerden biri… İçimdeki bunalımların, mutsuzlukların, günahlarımın birikiminden oluşan karanlık parçam uyandı yine. Bedenimde hapsolmuş, etimi yırtıp, derimi delerek dışarı çıkmak için zorluyor sanki. Hissedebiliyorum açlığını, zincirlerini zorlayarak salyalarını etrafa saçışını. Bedenimin güçsüz düşmesini dört gözle bekleyen sinsi bir virüs gibi uykuya yatıp gücünü toplamış, ufak hayal kırıklıklarımı bile bir fırsat olarak görüp harekete geçiyor, manevi yaralarımı deşmeye, kabuklarını söküp tekrar zehirlemeye devam ediyor. Kalkan olarak kullandığım ruhum delik deşik olmuş durumda ve her seferinde benliğimden biraz daha kaybettiğimi hissedebiliyorum. Savaşıyorum. Akıl sağlığımdan daha çok sevdiklerimi, beni sevenleri kaybetmekten korkuyorum. Zincirler, zırhlar, kalkanlar nereye kadar dayanacak bilemiyorum. İlmiği tavana astım, zamanın gelemesini bekliyorum.

mantuss:

Hayatı siyah beyaz görmeye başladığım günlerden biri… İçimdeki bunalımların, mutsuzlukların, günahlarımın birikiminden oluşan karanlık parçam uyandı yine. Bedenimde hapsolmuş, etimi yırtıp, derimi delerek dışarı çıkmak için zorluyor sanki. Hissedebiliyorum açlığını, zincirlerini zorlayarak salyalarını etrafa saçışını. Bedenimin güçsüz düşmesini dört gözle bekleyen sinsi bir virüs gibi uykuya yatıp gücünü toplamış, ufak hayal kırıklıklarımı bile bir fırsat olarak görüp harekete geçiyor, manevi yaralarımı deşmeye, kabuklarını söküp tekrar zehirlemeye devam ediyor. Kalkan olarak kullandığım ruhum delik deşik olmuş durumda ve her seferinde benliğimden biraz daha kaybettiğimi hissedebiliyorum. Savaşıyorum. Akıl sağlığımdan daha çok sevdiklerimi, beni sevenleri kaybetmekten korkuyorum. Zincirler, zırhlar, kalkanlar nereye kadar dayanacak bilemiyorum. İlmiği tavana astım, zamanın gelemesini bekliyorum.

Reblogged from mantuss, 18 notes, October 27, 2011

[Flash 9 is required to listen to audio.]

ince ince işliyor, parmak uçlarımdan kanıma karışıyor,nefesi ciğerlerime doluyor.

kulağımda fısıltılar…tüylerimi ürpertiyor.

birikmiş tüm cinsel arzuların dışa vurumu, masum bir tebessüm gibi.
tutku gibi tehlikeli, huzur gibi güvenli.
buz gibi havada sözlerinin sıcaklığıyla kalbini ve tüm bedenini ısıtması gibi.
güne sesinle uyanmak, yeniden doğmak gibi.
gitarın inlemesi,
nabzın yüz elliye fırlaması ,ağlamak ile gülmek , mutluluk ve acı arasında sıkışıp kalmak,
sakaryanın orta yerinde çığlık atmak isteyip yutkunmak gibi…

58 notes (3,279 plays), October 5, 2011

[Flash 9 is required to listen to audio.]

ben tek başıma kusursuz hayal bile kuramıyorum.

mükemmel bir düzenle bunları gerçekleştirmemi istemeniz…bu çok fazla.
bütün o müthiş olmayan insaları eşyaları hayatları seviyorum.
kusurlu, hatalı, canı yanmış, yıpranmış,eksik ve tüm o tuhaf görkemli hikayelerini içinde yaşamış, gözlerine ,birilerine küskünlüğü temkin olarak yansıyan tüm “yaşamış” varlıkları daha çok benimsiyorum.

yaşamın başkalarının denetiminde olması hatasızlık kimseye hiçbir şey katmadığı gibi bu kontrollü yaşam düşünmekten de alıkoyuyor.

tüm o diğerleri gibi kendini tekrar etmiş, sahici olmayan yaşamlardansa, yaşamaya değer bir hayat için kendini dinlemeli.ve onlara can vermeli.

27 notes (3,828 plays), August 24, 2011

[Flash 9 is required to listen to audio.]

tozlanmış rafların arasında bakıyordu öylece.nesnelerin anımsattıkları, onlara yüklediğimiz sevgiler çok acımasız oluyor çoğu zaman.güldüm kendi kendime.bazen bazı şarkıların hüzünlü de olsa gülümsettiği gibi.

40 notes (3,545 plays), August 5, 2011

[Flash 9 is required to listen to audio.]

o içine çektiğin derin bir nefes gibi.

buz gibi havada boğazından geçen sıcacık tarçınlı salep,

ya da suyun üzerinde bembeyaz masum hassas bir köpük,
belki de ellerimin arzusu yastığın soğuk tarafı.

başka bir ülkede tanıdık bir yüz görmek,

 sabah gülümseyerek uyanmak gibi,

içini huzurla kaplayan “o” anlar…
aslında tüm yaşama sevincini müzik ve kitaplarda bulan bir insanın başka bir insana bağlanması içten içe biraz ürkütücü.
bu yüzden sürekli içgüdüsel bir savunma mekanizması…

hepsini bir kenara atıp tüm derinliğini göze almak, ona nefesini tutmak, tuzlu suda gözlerini açmak gibi, acıya katlanarak o güzellikten mahrum olmamak,

bastırılmış engellenmiş duygular,benimsenmiş tüm sosyal olgular da bir kenara, istediğim; o duvarları yıkıp hayatımı biraz olsun anlamlı kılmak.


29 notes (2,125 plays), July 26, 2011